DASK Anadolu Dağ Aşma Maratonu - (4/5 Temmuz 2009 - ilk dağ aşma maratonum)
Hayatımda hiç dağa çıkmamıştım, sanırım çıktığım en yüksek irtifa Abant’taki trekking faaliyetinde olmuştu.. :) Buna rağmen, Doğa Araştırmaları Sporları ve Kurtarma Derneği’nin(DASK) her sene düzenlediği ANADOLU DAĞ AŞMA MARATONU’na katılmaya, yarışma tarihinden tam 3 ay önce karar vermiştim! Bu yarışmayı ilk kez yıllar önce IZ TV’de izlediğim bir belgeselde öğrenmiştim ve bir gün ben de katılmalıyım demiştim.. Yıllar sonra, Adım Adım oluşumuna katıldıktan sonra, bu maratona daha önceden katılmış, aktif olarak dağcılık yapan arkadaşlarla tanıştım.. Onların yardımıyla, hem maratonda, hem sonraki faaliyetlerde kullanabileceğim sırt çantası, tulum, çadır, mat, uygun giysi, vs. satın almaya başladım.. Ayrıca aklıma gelen her türlü sorunun cevabını anında öğrenme imkanım olmuştu...
DASK’ın düzenlediği DAĞ AŞMA MARATONU, macera yarışları kapsamında bir doğa yarışmasıydı ve Dünya Dağ Maratonları ile aynı standartlarda yapılmaktaydı. Doğa sporcularının, gezginlerin bedensel düzeylerini, doğada yön bulma ve izleme becerilerini sınamalarına olanak verecek biçimde düzenleniyordu. Her yıl farklı coğrafyalarda düzenlenen yarışmada ikişer kişilik takımlar, kendilerine verilen bir haritadan yararlanarak belli bir parkur boyunca bir dağ zirvesini veya silsilesini, bir yakasından diğerine zamana karşı ve koordinatları verilen istasyonlara uğramak şartıyla yürüyerek ve bazen de koşarak aşıp ve yarışı tamamlamaya çalışıyorlar.
Bu istasyonları(hedefleri) bulmak için harita ve pusula bilgisi de gerekiyordu...Bunun için DASK’ta yarışan tecrübeli bir arkadaştan eğitim aldım ve 3 kere, her Pazar, Belgrad ormanında, Istanbul Orienteering Grubu’nun hazırladığı orienteering antremanlarına katıldım. Orienteering, kısaca, harita ve pusula kullanarak, özel bir topografya haritasında işaretlenmiş bir dizi kontrol noktasını bulmak sporudur. Yani tam dağ maratonunda bana gereken şey! 2 kez kısa parkura katılıp orman içinde tüm hedefleri bulmuştum, orta parkuru ise yarısına kadar yapabilmiştim.. Bu antremanlardan sonra, dağ maratonunda da hedefleri bulabileceğimi düşünüyordum artık.. Ancak dağa nasıl tırmanacaktım? Belimde fıtık varken sırtımda 10-15 kg.’lık çantamla beraber kilometrelerce nasıl yürüyecek, tırmanacaktım? En ufak fikrim yoktu!, sadece diğerleri yapıyorsa benim de yapabilmem gerekir diye düşünerek kendimi avutuyordum.. Antreman olarak 3 hafta boyunca 10. katta olan ofisime günde 4-5 kere asansörü kullanmadan, yürüyerek çıktım, haftada 1 kere 6-7 km koştum, o kadar...
Partnerim olarak, öncelikle, Adım Adım oluşumundan uyum sağlayabileceğimizi düşündüğüm, iyi tanıdığım, kondisyonları benden iyi arkadaşlarla görüştüm, ancak o tarihte işleri olduğundan kabul edemediler.. Bir yandan partner ararken,DASK ilk duyurusunu yaptı ve bu sene ilk defa mix kategori de olacağını açıkladı. Böylece, eğer iyi bir bayan partner bulabilirsem, ve eğer yarışı tamamlayabilirsek, ve eğer bizim kategoride çok mix takım olmazsa derece neden olmasın! hayaliyle :) bayan partner arayışım başladı..
Aklıma Adım Adım’dan tanıştığım, dağcılıkla uğraşan Esra geldi, ama başkası ile katılıyormuş... Ballıkayalar tırmanış şenliğinde tanıştığım, kaya tırmanışı yapan, birkaç dağ faaliyetini başarı ile tamamlamış, hırslı ve dağda iyi olduğunu ortak arkadaşlarımızdan duyduğum, harita ve yön bulma bilgi ve deneyimine sahip olmayan Deniz’le kontak kurdum sonrasında.. Önce istemedi ama ikna etmeyi başardım.. :) 3 hafta vardı yarışa...
3 hafta boyunca çantalarımızı topladık! 2 Temmuz’da Bolu’nun Seben kırsalında yarışmanın yapılacağı Köroğlu ve Aladağların yakınındaki kamp alanında biraraya geldik.. Akşam bilgilendirme toplantılarından sonra, 3 Temmuz sabahı çıkış saatimizi öğrenip kısa bir uyku çektik. Saat 04:00! Uyanma vakti.. 05:18’de çıkış yapacağız. Hızlı bir kahvaltı, çadırın, tulumların, matların toplanması ile kendimizi çıkış alanında buluyoruz..Elimize harita ve koordinatları tutuşturuyorlar.. Süre başlıyor! İlk kez katıldığımız için ağır davanıyor, koordinatları dikkatlice haritaya yerleştiriyoruz.. Daha ilk hedefte kaybolmak istemeyiz.. :)

1500 metre irtifadaki ana kamptan ayrılarak yola koyuluyoruz.. Ilk hedef kuş uçuşu yaklaşık 3 km güneyde 1960 m irtifadaki bir yangın gözetleme kulesi.. Hemen kampın güneyinde, Domuzkıracı tepesine yükselen patikadan çıkıp, patikadan mümkün olduğunca güneye inip, gözetleme kulesine tırmanmaya kara veriyoruz. Henüz yarışın başı olduğu için önümüzde ve arkamızda başka takımlar var.. Daha 10 dk geçmeden yeni aldığım batonların tekinde sorun çıkıyor, tek batonla devam etmeye karar veriyorum, hem belki pusula ve harita kullanmak daha kolay olacak. Patika, haritada kuzeye doğru iniyor, ama gerçekte tepenin arkasından batıya doğru kıvrılıyor. Yanlış gittiğimizi anlıyor, hemen tepeden aşağı inerek dere yatağını buluyor ve ilk hedefe tırmanmak için haritadaki patikaları bulmaya çalışıyoruz. 15 dakika kadar zaman harcıyoruz, patikayı bulamıyor, ancak kulenin zirvede olduğunu bildiğimizden tabanlara kuvvet diyor ve yaklaşık yarım saat tırmanıyoruz... Hedefe yaklaştıkça sağımızdan solumuzdan inen ve çıkan takımların sesleri geliyor.. ‘Galiba doğru yoldayız ortak’ diyorum Deniz’e.. Tepedeki açıklığın batısında ilk hedefimizi buluyor, imzalarımızı atıp 2. hedefe doğru yola çıkıyoruz.. 2. hedefin görece kolay bir yerde olduğunu düşünüyorum.. 1,5 km kuzeydoğuda dere ve patika kenarında bir orman bekçi kulübesi... Yola çıkıyoruz.. Uzun parkura katılan arkadaşlara rastlıyoruz.. Aynı hedefe gidiyoruz ama onların 3. hedefi bu, oldukça hızlılar.. Zaten öyle de olmaları gerekiyor.. Bizim orta parkuru bitirmek için kuş uçuşu 30 km yapmamız gerekirken, onlar 40 km yapmak zorundalar... yaklaşık 1 km beraber ilerleyip ayrılıyoruz.. Biz hedefin yerinin onların gittiği yönde olmadığını düşünüyoruz ve 10 dk sonra hedefi buluyoruz! O kadar çok seviniyoruz ki! Kulubedekilere de sinir oluyoruz, 1. hedefe gitmemiz gerektiğini söyleyip duruyorlar! Nerdeyse bizi de inandıracaklardı! :)
1. hedefte vurdukları mühürü gösterdiğimizde inanıyorlar ve kendileri de mühürlerini vurup 3. hedefe doğru gitmemize izin veriyorlar... 3. hedef de kolay yerde... Patikadan yarım km yukarı, yayladan yarım km doğuya ve tekrar bir patikaya çıkıyoruz, patika bizi 2 km ilerde 1700 m irtifadaki bir yaylaya çıkartıyor ve 3. hedef orada.. Bu hedefe de ulaşırken Adım Adım’dan tanıdığım Emre’lerle kat ediyoruz büyük kısmını... Mutlu bir şekilde devam ediyoruz yola.. henüz 1 tepe, 1 dağ çıktık, gücümüz yerinde.. 4. hedef biraz sıkıntılı diğerlerine göre.. Patika yok.. Taktiğimiz, bodoslama güneye tırmanmak, sonrasında bodoslama güneye dik inişe geçip dere yatağına ve patikaya ulaşıp doğuya yürüyüp Kılkara yaylasındaki hedefi bulmak.. Aynen de öyle oluyor.. Müthiş bir doğa, dere akıyor.. . 5. hedefe ilerlemeden önce, bu güzel derenin yanında, artık 10 dk kadar dinlenip bir şeyler atıştıralım, mataralarımızı da dereden dolduralım diyoruz.. Ben de ilk sigaramı yakıyorum! :) Sonrasında 5. hedefe doğru uzun yürüyüşümüz başlıyor..Planımız, patikadan ayrılmayıp 4-5 km kadar yürümek, hedefin güneyine gelindiğinde çok dik olmayan, belki de açıklık olan, uygun tırmanacak bir yer bulup tepedeki Akpınar yaylasını ve hedefi bulmak... Planladığımız gibi yapıyoruz.. Arkamızdaki 2 takım yolu tercih etmeyip hedefe kilometreler varken kuzey batıya doğru başlıyorlar tırmanmaya.. Biz devam ediyoruz.. Yaylanın güneyine gelince tam tırmanmaya başlayacakken, gök gürültüleri ve yıldırımlarla beraber çok şiddetli yağmur başlıyor.. Mecburen çantalarımız açıp, yağmurluklarımızı bulup giyiyor, sırt çantalarımızın yağmurluklarını da giydiriyoruz! Yaklaşık 1600 m.’den 2000 m.’ye çıkıyoruz.. Ve çıktığımız yaylanın 500 m kuzeydoğusunda hedefi görünce çok mutlu oluyoruz.. Islanmamak için çadırın içinde bekleyen DASK gönüllüsüne imzalarımızı verdikten sonra durmadan 6. hedefe doğru ilerliyoruz.. 6. hedefe giderken hiç ormandan geçmek zorunda değiliz... Tırmanış da çok az olacak.. Sonrasında son hedef olan ARA KAMP’a ilerleyeceğiz.. ilk günü bitireceğimize inanmaya başladım artık.. Biraz yorgunuz, ama yarışın ilk gününü bitirme ihtimali, yorgunluğumuzun ilacı oluyor.. Hızla yola devam ediyor ve 5. hedefle aynı irtifada, tembel yaylasındaki hedefe varıyoruz.. Etrafta 7-8 takım var.. Demek ki fena gitmiyoruz diye geçiriyorum içimden..Aara kampa ulaşmadan önceki son hedefte henüz saat 14:40... Havanın kararmasına daha çok var... Deniz, ortak, olucak bu iş! diyorum.. Zaten o hep olumlu, bitirememe ihtimallerini pek düşünmüyor veya bana hiç hissettirmiyor. :)
Artık ara kampa doğru yola koyuluyoruz.. İlk planımız, bir önceki hedefe doğru ilerlemek, harita üzerinde çok belirgin olan tepelerden batıya doğru ilerleyip, Yellice tepesine varıp, tepenin kuzeybatısında olan kampa varmaktı.. Bulması çok kolay olacaktı.. Ancak, biraz yorgunluktan, biraz tecrübesizlikten, biraz izohips eğrilerini yanlış yorumlamaktan, biraz artık kendimize güven gelmesinden, biraz ara kampın irtifasını yanlış yazmamdan, biraz da haritayı doğru yerlerinden kıvırmadığımız için daha kolay olduğunu düşündüğümüz başka bir rota çiziyoruz.. Ancak rota üzerinde çok sık ormanlar var.. Tırmanıp açık yayladan mı gitseydik acaba? Ama artık yoruluyoruz, başladık bi kere... 200 m. kadar tepeye çıkacağımıza, birazcık ormanın aşağısına iner, bir açıklık bulup, aynı yükselti eğrisinden batıya devam eder ara kampa ulaşırız diyoruz..Olmuyor.. Orman hep sık.. Dere yatağına kadar hızla iniyoruz.. O kadar inmişiz ki haritanın dışına çıkmışız.. Haritayı açtığımızda hatamızı anlıyoruz ama artık çok geç .. Dere yatağından batıya ilerleyip kampın kuzeyine gelince çok dik ve uzun bir tırmanış yapmamız gerekiyor.. Oldukça moralimiz bozuluyor..Ara kampın kuzeyine gelip gelmediğini anlamamız da çok zor.. Bir vadi var... Ama yerimizi tam olarak bilmediğimizden daha çok ilerlemeyi göze alamıyoruz.. Ben yürüdüğümüz dere yatağının ANA KAMP’a gittiğini tespit ediyorum haritayı açınca.. En azından ARA KAMP’ı bulamazsak ANA KAMP’a gideriz, kimsenin bizi aramasına gerek kalmaz diyorum.. Tırmanmaya başlıyoruz.. Tırman tırman bitmiyor.. Belki 1 saat tırmanıyoruz.. Çok yorulduk.. tepeye varmak üzereyken son noktada gördüğümüz takımlara rastlıyoruz! Onlar da benzer hatalar yapmışlar.. Tepeye ulaştığımızda 5. hedefi görüyorum, kerteriz aldığımda Yellice tepesinde olduğumuzu anlıyorum.. Ilk planla devam etsek 1 saatte bu tepeye ulaşabilirdik..Ama tam 3 saatte ulaşıyoruz!.. En azından kaybolmadık ve son gücümüzle ara kampa ulaşıyoruz... Yine de mutluyuz.. Sırt çantamı çıkarıp yürüdüğümde çok değişik bir şey yaşıyorum.. Sanki daha ağır bir çanta sırtımda ve beni ittiriyor hissi! Çok garip, çantasız yürümekte zorlanıyorum!
Geçen senenin orta parkur 1. si Mehmet Ali ile karşılaşıyoruz.. Ilk defa orta parkura katılıp ilk günü bitirmek başarıdır diyor.. Aynı fikirdeyiz.. :)
Çadır yeri bulup kurmak, kıpırdamak inanılmaz zor geliyor.. Dağılmış durumdayız.. Eşyaları etrafa dağıtıyor, kurumaya bırakıyoruz.. Çadır kuruluyor.. Bizden sonra da gelenler var.. Sakatlık, kaybolma, zaman kısıtı yüzünden bitiremeyen takımları da duyuyoruz.. Biz en azından devam edebiliriz... Avunuyoruz biraz olsun.. Ilerleyen saatlerde kasık ağrısı çekiyorum yürüdüğümde.. Kasık fıtığı mı oldum ne! Bu ağrı devam ederse yarışı bırakabilirim.. Deniz teselli ediyor.. O’nda birşey yok.. Devam etmeyi çok istiyor aslında.. Biraz kendime gelince, haritayı açıp kaç km yol yaptığımızı hesaplıyorum. Yaklaşık 30 km! Hani kuş uçuşu 2 gün boyunca 30 km idi? Demek ki kuş uçuşu ölçüm, yapılan hatalarla beraber 2 katı mesafeye denk gelebiliyor! Deniz’e dağlarda 30 km yol yaptığımızı söylüyorum.. O da şaşırıyor..

Ara kamp...
Gece, 2. gün çıkış saatimizin 05:08 olduğunu öğrenip uyuyoruz.. Planımız sabah kalkmak ama devam edip edemeyeceğimize maalesef ben karar vermek zorundayım.. 03:40 cep telefonu alarmları ile uyanıp kahvaltımızı yapıyoruz.. Tuvalet ihtiyacı için ağaçların olduğu yere kadar yürüyüp geldiğimde kasığım ağrıyor.. ‘Olmayacak’ diyorum üzülerek döndüğümde.. Ama gidip haritamızı, koordinatları alalım, merak ediyorum parkuru diyorum.. Ağır davranıp başlangıç saatimizden 15 dk. sonra alıyoruz koordinatları, düz bir kaya bulup işaretliyoruz hedefleri..Rotayı çiziyoruz hemen.. O da ne?! Parkur ilk günden çok daha kolay! Deniz’e hadi diyorum.. Başlayalım... Çok acı hissedersem dururuz, döneriz.. Yarışı bitirme ihtimalinin yarattığı adrenalinden olsa gerek çantayı yüklenince kasığımdaki ağrıyı çok az hissetmeye başladım! 2. günün parkurunu çok uzatmadan geçeceğim... Genelde patikalardan gitmeye çalışıyoruz.. garanti yolları kullanıyoruz... 1 hedefe, dönmemiz gereken patikayı göremeyerek, dönmüyor, yaklaşık 1,5 saat kaybediyoruz.. Yarışın sonuna yaklaşırken güneş çıkıyor! Güneş gözlüklerimizi takıyoruz.. :p ve finişe vardığımızda düdükler, alkışlar, tebrikler, fotoğrafçılar.... Sanki 1. olmuşuz gibi karşılanıyoruz.. ve öyle de hissediyoruz..

Sırtımızda 13 kg ile 55 km.’yi 12 hedef bularak 20 saatte tamamladık.. Orta parkura katılan 37 takımdan 17. olduk, öldük, bittik, ama iyi ki katılmışız, iyi ki bitirebilmişiz.. Yarış sonrası açıklanan sonuçlarda öğreniyoruz ki kısa, orta ve uzun parkura katılan 73 takımın 36’sı yarışı tamamlayamamış!
Deniz: Ortağım olmaya ikna olduğun!, uyumun, performansın, beni zorlamadan, bitirmeye teşvik ettiğin için teşekkürler.Yasemin: DASK’ı bana anlattığın, malzemelerdeki yardımın, deneyimlerini paylaştığın için teşekkürler..
Mehmet Ali: Bizi evine davet ettiğin, gönüllü olarak harita, pusula eğitimi verdiğin, 2008 DASK ADAM haritasını anlattığın için teşekkürler.
Alper’im: Bizi gaza getirerek aklımdan çıkmayıp, yarışı bitirmeye mecbur etiiğin! ve yarış öncesi aydınlattığın konular için teşekkürler.
Ve tabii ki maratonu düzenleyen tüm DASK gönüllülerine içten teşekkürler... hepiniz müthiştiniz..
Seneye yine, yeni bir dağ maratonunda buluşmak üzeree...










